I AM LEARNING TURKISH

 

1-JUSTIN'S WAY

2- JACOB'S WAY

3-WAYNE'S WAY

 

1-VOLITION


Ben / Biz: Shall --- I shall come tomorrow; we shall go later
….(y)ayım / ….(y)eyim
….(y)alım / ….(y)elim

• Ben onunla konuşayım / I shall speak with him
• Ben burada kalayım / I shall stay here
• Onlardan korkmayayım / I shall not be afraid of them
• Ben alayım / I shall take
• Ben almayayım / I shall not take

• Biz çay içelim / We shall drink tea
• Biz beraber yürüyelim / We shall walk together
• Alışveriş yapmayalım / We shall not do shopping
• Biz TV seyredelim / We shall watch TV
• Biz vermeyelim / We shall not give




2-IMPERATIVE


Sen / Siz: Command --- (You) Come! (You) Think!
---
….in / ….ın / ….ün / ....un
• Sen oraya git! / Go over there!
• Sen bana yardım et! / Help me!
• Sen uyuma! / Don’t sleep!

• Siz buraya gelin! / Come here!
• Siz kontrol edin! / Control yourself!
• Siz boğazda yüzmeyin! / Don’t swim in the Bosphorus!


O / Onlar: Should --- He/she should sit down; They should stop talking
….sin / ….sın / ….sün / ….sun
....sinler / ....sınlar / ….sünler / ….sunler
• O bize gelsin! / He should come to us!
• O ödev yapsın! / She should do his homework!
• O müdürden korkmasın! / He should not fear the manager!

• Onlar iyi öğrensin(ler)! / They should learn well!
• (Onlar) dikkatli olsunlar! / They should pay attention!
• Bira içmesinler! / They should not drink bear!


COMBINATIONS-VOLITION-IMPERATIVE


• Ben yapayım mı? / Shall I do it?
o Evet sen yap! / Yes, do it!
o Hayır sen yapma! / No, don’t do it!
• Ben gideyim mi? / Shall I go?
o Evet, git! / Yes, go!
o Hayır, gitme! / No, don’t go!
• Ben yazayım mı? / Shall I write?
o Evet, yaz! / Yes, write!
o Hayır, yazma! / No, don’t write!
• Biz uyuyalım mı? / Shall we sleep (go to sleep)?
o Evet, uyu! / Yes, sleep!
o Hayır, uyuma! / No, don’t sleep!
• Biz bekleyelim mi? / Shall we wait?
o Evet, bekle! / Yes, wait!
o Hayır, bekleme! / No, don’t wait


• Biz gidelim mi? / Shall we go?
o Evet, gidelim
o Hayır, gitmeyelim
• Biz çalışalım mı? / Shall we work?
o Evet, çalışalım
o Hayır, calışmayalım
• Biz yürüyelim mi? / Shall we walk?
o Evet, yürüyelim
o Hayır, yürümeyelim
• Orada kalalım mı? / Shall we stay over there?
o Evet, orada kalalım
o Hayır, orada kalmayalım
• TV seyredelim mi? / Shall we watch TV?
o Evet, TV seyredelim
o Hayır, TV seyretmeyelim



• Biz yürüyelim mi? / Shall we go walking?
o Evet, yürüyün! / Yes, walk (you walk)!
o Hayır, yürümeyin! / No, don’t walk!
• Biz deneyelim mi? / Shall we try?
o Evet, deneyin! / Yes, try!
o Hayır, denemeyin! / No, don’t try!
• Biz onunla konuşalım mı? / Shall we speak with them?
o Evet, konuşun! / Yes, speak!
o Hayır, konuşmayın! / No, don’t speak
• Biz bunu tadalım mı? / Shall we taste this?
o Evet, tadın! / Yes, taste!
o Hayır, tatmayın! / No, don’t taste!



PRESENT CONTINIOUS TENSE-ŞİMDİKİ ZAMAN

DATIVE(TO),
LOCATIVE(IN,ON,AT),
ABLATIVE(FROM)



a/e: to a place
da/de/ta/te: at a place --- in, on, at
dan/den/tan/ten: from a place

• Oraya gidiyorum / I am going over there
• Burada bekliyorlar / They are waiting here
• Okuldan dönüyorlar / They are returning from school
• Bankadan geliyorum / I am coming from the bank
• Köpekten korkmuyorum / I am not afraid of the dog
(I am receiving no fear from the dog)
• Ahmete soruyorum / I am asking Ahmet (I am giving a question to Ahmet)
• Salonda uyumuyorum / I am not sleeping in the salon
• Dolmuşa binmiyoruz / I am not embarking/getting onto the Dolmuş
• Markete uğramıyorum / I am not stopping by the market
• Beni seviyor musun? / Do you love me / Are you loving me?
• Istanbul’da geziyor mu? / Is he strolling in Istanbul?
• Ahmet ile konuşuyor / He is speaking with Ahmet
• Bizimle kalıyor / She is staying with us
• Çocuk ile oynuyorum / I am playing with the children

Stress on questions
• Sen oraya gidiyor musun? / Are you going over there?
• Sen oraya mı gidiyorsun? / Are you going over there?
• Sen mi oraya gidiyorsun? / Are you going over there?

• Siz tatil yapıyor musunuz? / Are you on holiday / Are you doing vacation?
• Siz tatil mi yapıyorsunuz? / Are you on holiday?
• Siz mi tatil yapıyosunuz? / Are you on holiday?

• O kitap okuyor mu? / Is she reading that book?
• O kitap mı okuyor? / Is she reading that book?
• O mu kitap okuyor? / Is she reading that book?

• Onlar domates yiyorlar mı? / Are they eating tomatoes?
• Onlar domates mi yiyorlar? / Are they eating tomatoes?
• Onlar mı domates yiyorlar? / Are they eating tomatoes?

Where, what, who, how questions
• Nereden geliyorlar? / From where are they coming?
• Ne yapıyorsun? / What are they doing?
• Kim biliyor? / Who knows?
• Kim gidiyor? / Who is going?
• Nereye gidiyorsun? / To where are you going?
• Nerede oturuyorsun? / Where are you living/sitting/staying?
• Ne öğreniyor? / What is he learning?
• Neyle geliyor? / With what / by what is she coming?
• Nasıl dönüyor? / How is he returning?




THIS,THAT,THAT OVER THERE


Bu, Şu, O --- relates to things
Bu: this
Şu: that
O: that (over there)

• Bu ne? / What is this?
• Bu iyi / This is good
• Şu ne? / What is that?
• Şu iyi değil / That is not good
• O ne? / What is that over there?
• O köpek / That (over there) is a dog



HERE,THERE,OVER THERE

Burada, Şurada, Orada --- relates to a place and a thing
Burada: in, on, at this place
Şurada: in, on, at that place
Orada: in, on, at that place (over there)

• Burada ne var? / What is there in this place / What is there here?
• Şurada dolap var / There is a cupboard in that place / There is a cupboard over there
• Orada bekleyelim / We shall wait in that place over there / We shall wait over there



THIS PLACE,THAT PLACE,THAT PLACE OVER THERE

Burası, Şurası, Orası --- relates to places
Burası: this place
Şurası: that place
Orası: that place (over there)

• Burası neresi? / Where is this place?
• Burası ucuz / This place is cheap
• Orası temiz mi? / Is that place clean?


COMBINATIONS

Kim, Nereye, Nerede, Nereden etc. -VOLITION

• Ne zaman gidelim? / When shall we go?
• Ne yiyelim? / What shall we eat?
• Nerede kalalım? / Where shall we stay?
• Kime sorayım? / Who shall I ask (To whom shall I give a question)
• Kimden öğreneyim? / From whom shall I learn?
• Ne söyleyeyim? / What shall I say?
• Nereden alalım? / From where shall we take (it)?
------------------------------------------------------
• Burada kalayım / I shall stay here
• Onunla konuşayım / I shall speak with him
• Ona sorayım / I shall ask him
• Domates yiyeyim / I shall eat a tomato
• Ayran içeyim / I shall drink ayran
------------------------------------------------------
• Köpekten korkmayayım / I shall not be afraid of the dog
(I shall not get fear from the dog)
• Geç uyumayayım / I shall not go to bed
• Oraya gitmeyeyim / I shall not go over there
• Onlardan çekinmeyeyim / I shall not stay away from them
• Eve uğramayayım / I shall not stop by the house
------------------------------------------------------
• Sinamaya gidelim / We shall go to the cinema
• Hadi Türkçe çalışalım / C’mon, we shall work on Turkish
• Hadi Türkçe konuşalım / C’mon, we shall speak Turkish
• Orada buluşalım / We shall meet over there
• Birlikte/Beraber karar verelim / Together we shall give a decision
-----------------------------------------------------
• Onlarla tartışmayalım / We shall not debate/argue with them
• Oraya taşınmayalım / We shall not move (to) over there
• Orada kalmayalım / We shall not stay over there
• Onlara telefon etmeyelim / We shall not call them




IMPERATIVE


Imperative mood
• Almak -- to take
 Sen al!/ siz alın! (you) take it!
 O alsın! / onlar alsınlar! (he / they) should take it!
• Vermek -- to give
 Sen ver! / siz verin!
 O versin! / onlar versinler!
• Oturmak -- to sit, to live
 Sen otur! / siz outrun!
 O otursun / Onlar otursunlar
• Gülmek -- to laugh, to smile
 Gül! / Gülün!
 O gülsün / Onlar gülsünlar
• Aramak -- to look
 Ara! / Arayın!
• Beklemek -- to wait
 Bekle! / bekleyin!
• Uyumak -- to sleep, to go to sleep
 Uyu! / Uyuyın!
• Yürümek -- to walk
 Yürü! / Yürüyün!

------------------------------------------------------
Imperative mood related to “sen”:
• Oraya git! / Go over there!
• Burada bekle! / Wait here!
• Onunla kal! / Stay with her!
• Buradan git! / Go (away—leave)
• Oradan dön! / Return from there!
• Benimle konuşma! / Don’t speak with me!
• Sigara içme! / Don’t smoke!

Imperative mood related to “siz”:
• Siz beraber gelin! / Come (get) together!
• Beraber karar verin! / Give a decision together!
• Birlikte dönün! / Return together!
• Kavga etmeyin! / Don’t fight!
• Sessiz olun! / Be quiet!
• Benimli konuşmayın! / Do not speak with me!

Imperative mood related to “o”:
• O kilo versin! / He should give a kilo!
• O eve dönsün! / She should return to the house!
• O elma yesin! / He should eat an apple!
• O burada beklesin! / She should wait here!
• O bizimle tartışmasın! / He should discuss it with us!
• O para ödesin! / She should pay (money)!

Imperative mood related to “onlar”:
• Hastaneye gitmesinler! / They are not going to hospital!
• Orada kalmasınlar! / They should not stay over there!
• Bize uğramasınlar! / They should not stop by us!
• Benden korkmasınlar! / They should not be afraid of me!
• Böyle düşünmesinler! / They should not think this way!
• Gürültü yapmasınlar! / They should not do (make) a noise!

Negative Imperative
• Alma! / Don’t (you) take!
• Almasın! / He should not take!
• Almayın! / Don’t (you--pl. and respect for you sing.) take!
• Almasınlar! / They should not take!
--------------------------------------------------------
• Verme! / Don’t (you) give!
• Vermesin! / She should not give!
• Vermeyin! / Don’t (you--pl. and respect for you sing.) give!
• Vermesinler! / They should not give!

Questions related to 3rd person imperative
• Ne yapsın? / What should he do?
• Kim yapsın? / Who should do it?
• Nerede kalsınlar? / Where should they stay?
• Kime sorsunlar? / Who should they ask?
• Nereye gitsin? / To where should she go?
• Nasıl gelsinler? / How should they come?
-------------------------------------------------------
• O yapsın mı? / Should he do it?
• O yürüsün mü? / Should she walk?
• O mu gelsin? / Should he come?
• O mu denesin? / Should she try?
• Onlar gitsinler mi? / Should they go?
• Onlar ödesinler mi? / Should they pay?
• Onlar mı alsınlar? / Should they take?
• Onlar mı konuşsunalar? / Should they speak?











SIMPLE PAST TENSE



Questions related to past tense
• Aldım mı? / Did I take?
• Verdin mi? / Did you give?
• Sordum mu? / Did he ask?
• Yürüdük mü? / Did we walk?
----------------------------------------------------
• Sen nereye gittin? / Where did you go?
• Onlara mı sordunuz? / Did you ask them?
• Benden mi korktun? / Were you afraid of me?
• Vapurla mı döndün? / Did you return by (with the) boat?
• Uçakla mı gittiler? / Did they go by (with the) plane?
----------------------------------------------------
• Ne yaptınız? / What did you (pl. & formal) do?
• Nasıl geldiler? / How did they come?
• Nereye uğradınız? / Where (to where) did they pass by?
• Ne aldı? / What did she take?
• Kim söyledi? / Who said, told, sang?
• Neyle gitti? / With what did he go?
• Nasıl öğrendin? / How did she learn?
• Kimden duydun? / From whom did you hear?
• Kimi gördün? / Whom did you see?
--------------------------------------------------
• Seninle mi tartıştı ? / Did he discuss with you?
• Uçağa mı bindi? / Did he board the plane?
• Trenden mi indi? / Did he get off the train?
--------------------------------------------------
• Buradan mı aldın? / Did you take from here?
• Kime verdin? / To whom did you give?
• Kim geldi? / Who came?
• Nerede oturdunuz? / Where did you stay?
• Nereye gittin? / To where did you go?
• Nereden geldiler? / From where did they come?
• Nereyi beğendin? / Where did you like?
• Nereden buldunuz? / From where did you fınd
• Kiminle konuştun? / With whom did you speak?
-------------------------------------------------
• Niçin geldin? / Why did you come?
 Çünkü Türkçe öğreniyorum / Because I am learning Turkish
• Niye güldün? / Why did you laugh?
 Çünkü komik / Because it was funny
• Neden bekledeniz? / Why did you laugh?
 Çünkü onunla konuşmak istiyoruz /
Because we are wanting to speak with them


Saat kaç? – What is the time?

• Saat kaç? / What is the time?
 Saat dört buçuk / The time is 4:30
• Saat kaç? Saat beş / The time is 5 o’clock

Saat kaçta – At what time?

• Saat kaçta kalkıyorsun? / At what time are you getting up?
 Saat 5’te kalkıyorum / I am getting up at 5am
• Saat kaçta kahvaltı yapıyorsun? / At what time are you having breakfast?
 Saat 7’de kahvaltı yapıyorum / I am having breakfast at 7am
• Kaçta eve dönüyorsun? / When are you returning home?
 5’te eve dönürorum / I am returning home at 5pm
• Ne zaman uyuyorsun? / When are you going to sleep?
 11’de uyuyorum / I am going to sleep at 11pm

Kaç saat? – How much time? / How long?

• Yol kaç saat sürüyor? / How long does the way take?
 Yol iki saat sürüyor / The way takes two hours
• Film kaç dakika sürdü? / How many minutes did the film take?
 Film 90 dakika sürdü / The film lasted 90 minutes
• Yolculuk kaç saat sürdü? / How long did the journey take?
 Yolculuk dört buçuk saat sürdü / The journey lasted four and a half hours

Kaç saatte? – In how many minutes, hours, days, months, years

• Kaç dakikada buraya geldin? / (In) how many minutes did it take you to come here?
 Yirmibeş dakikada buraya geldim / I came here in 25 minutes
• Kaç ayda öğrendin? / (In) How many months have you learned?
 İki ayda öğrendim / I have learned (in) for two months
• Kaç dakikada yaptın? / In how many minutes did you do it?
 Şöyle böyle on dakikada yaptım / I did it in more or less 10 minutes
• Kaç saatte geldiniz? / In how much time did we come?
 Aşağı yukarı dört saatte geldik / We came in more or less 4 hours

Classic ways of telling the time
ı, i, u, ü – (y) geçiyor / a, e – (y) var

• Saat sekizi on geçiyor / The time is 10 past 8 (8:10)
• Saat dokuzu yirmi geçiyor / The time is 20 past 9 (9:20)
• Saat üçü beş geçiyor / The time is 5 past 3 (3:05)
• Saat yediyi çeyrek geçiyor / The time is quarter past 7 (7:15)
--------------------------------------------------------
• Saat sekize on var / The time is 10 to 8 (7:50)
• Saat yediye beş var / The time is 5 to 7 (6:55)
• Saat üçe yirmi var / The time is 20 to 3 (2:40)
• Saat dörde yirmibeş var / The time is 25 to 4 (3:35)


Time periods
• Sabah -- Morning
 Sabahleyin –
 Sabahları = her sabah – every morning
• Öğleden önce – Before noon
 Öğleden önce –
 Öğleden önceleri = her öğleden önce – every before noon
• Öğle – Noon
 Öğleyin –
 Öğleleri = her öğle – every noon
• Öğleden sonra – Afternoon
 Öğleden sonra –
• Öğleden sonraları – every afternoon
• Akşam – Evening
• Akşamlıyın –
• Akşamları = her akşam -- every evening
• Gece – Night
• Geceleyin –
• Geceleri = her gece – every night



TO BE- İ-MEK


• (Ben) buradayım / I am here
• (Ben) buradan memnunum / I am glad to be from here - ?
• (Ben) evliyim / I am married
• (Sen) iyi misin? / Are you well?
• Hava soğuk mu? / Is the weather cold?
• Alman mısınız? / Are you German?
• Üzgünüz / We are sad
• Japon musunuz? / Are you Japanese?
• Evli değilim / I am not married
• Parasızız / We are moneyless
• Zengin değil / She is not wealthy
• Bu iyi / This is good
• Hava sıcak / The weather is hot
• Deniz dalgalı / The sea is rough
• (Biz) evde değiliz / We are not home

-------------------------------------------------------------------
• Benden memnun musun? / From me are you happy (Are you happy with me?)
• Burası fena değil / This place is not bad
• Şurası biraz pahalı / That place is a little expensive
• İstanbul harika / Istanbul is amazing, wonderful
• Neredesiniz? / Where are you? (formal and plural)
• Nerelisiniz? / Where are you from?
• Yemek güzel mi? / Is the food good?
• Bu yemek güzel mi? / Is this food good?
• (Ben) Almanım / I am German
• (Ben) Amerikalıyım / I am American
• (Ben) aslında Güney Afrikalıyım / I am actually South African
• Hasta mısın? / Are you sick?
• (Ben) Alman değilim / I am not German
• Burası stresli / This place is stressful
• Deniz çarşaf gibi / The sea is calm
• Eşim Türk / My spouse is Turkish
• Kızlarım burada / My daughters are here

---------------------------------------------------------------
• Şu anda Çengelköy’de misin? / Are you in Çengelköy at the moment?
• İstanbullu musunuz? / Are you .............. İstanbul?
• Burası neresi? / Where is this place?
• (Biz) aptal değiliz / We are not stupid
• Bu adam çok kibar / This man is very polite
• Çok naziksiniz / You are very polite
• Bu adam biraz kaba / This man is a little rude
• Saygısız çocuk / A disrespectful chid
• Çok tatlı bir çocuk / A very sweet chid
• Fransızız / We are French
• Berlinli misiniz? / Are you from Berlin?
• Bu kitap iyi / This book is good (Why not: Bu kitabı iyi)
• Ailem çok değerli / My family is very valuable, worthwhile
• Fotoğraf makinen güzel / Your camera is nice
• Aileniz burada mı? / Is your family here?
• İngiliz misiniz? / Are you English?






POSSESIVE- İYELİK




Words with the last two letters switching


• akıl → aklı • fikir → fikri
• şehir → şehri • kayıt → kaytı
• resim → resmi • isim → ismi
• zihin → zihni • tavır → tavrı
• beyin → beyni • burun → burnu
• alın → alnı • omuz → omzu
• karın → karnı • boyun → boynu
• göğüs → göğsü • renk → rengi
• zehir → zehri • kalp → kalbi
• gönül → gönlü • sabır → sabrı
• oğul → oğlu • ömür → ömrü
• ağız → ağzı • şekil → şekli
• vakit → vakti


Akıl – Mind İsim – Name Gönül – Heart, Mind Omuz - Shoulder
Aklım – My intelligence İsmim Gönlüm Omzum
Aklın İsmin – Your name Gönlün Omzun
Aklı İsmi Gönlü Omzu
Aklımız İsmimiz Gönlümüz – Our heart Omzumuz
Aklınız İsminiz Gönlünüz Omzunuz – Your shoulder
Akılları İsimleri Gönülleri Omzuları
----------------------------------------------------------
• Bu benim / This is mine.
• Bu senin mi? / Is this yours?
• Bu bizim değil / This is not our
• Şu senin / That is your(s)
• O bizim mi? / Is that (over there) our?
• Bunlar sizin / These are your(s)
• Şunlar onların / Those are their
• Onlar benim / Those (over there) are mine

---------------------------------------------------------
• Bu benim işim / This is my job, work /
• Şu senin araban / That is your car /
• O onun sorumluluğu / That is his responsibility /
• Bu bizim görevimiz / This is our obligation /
• O sizin yolunuz / That is your street /
• O onların kitabı / That is their book

---------------------------------------------------------
• Şu sandalye senin / That chair is yours
• Bu kitap benim / This book is mine
• O çakmak sizin / That lighter (over there) is yours
• O dolap benim mi? / Is that cupboard (over there) mine?
• Şu bardak onun / That glass is his
• Şu ütü onların / That iron is theirs

--------------------------------------------------------
• Benim evim burada / My house is here
• Senin oğlun yaramaz / Your son is naughty
• Onun burnu havada / His nose is in the air
• Bizim öğretmenimiz deli / Our teacher is mad, crazy
• Sizin kalbiniz temiz / Your heart is clean
• Onların gönülleri kırık / Their hearts, minds are broken
• Benim fikrim süper / My opinion is super
• Benim köpeğim havlıyor / My dog is barking
• Senin kızın yürüyor / Your daughter is walking
• Onun oğlu bakıyor / Her son is looking
• Senin burnun akıyor / Your nose is running
• Sizin kafanız çalışıyor / Your mind is working
• Benim işim bitti / My work has ended
• Onların kedileri gelmedi / Their cat did not come
• Sizin göreviniz başladı / Your obligation has started

Var and Yok --- there is, there is not
• Burada araba var / There is a car here
• Dolapta ne var? / Where is the cupboard?
• Orada ütü var mı? / Is an iron over there?
• Burada stress yok / There is no stress here
• Orada para yok mu? / Is there no money over there?
• Burada problem var mı? / Is there a problem here?
• Problem var mı? / Is there a problem?
• Problem yok / There is no problem

----------------------------------------------------------------------
• Param var / I have money (literally, My money there is)
• İşimiz yok / We have no work (literally, my work there is not)
• Zamanın var mı? / Do you have time?
• İşin yok mu? / Do you have no work?
• Çocuğunuz var mı? / Do you have children?
• Kaç çocuğunuz var ? / How many children do you have?
• Kızım var, oğlum yok / I have a daughter and no son
• Neyin var? / What is wrong with you ?
• Telefonun yok mu? / Do you not have a telephone?
• Sabrın yok / You have no patience
• Burada araba yok mu? / Is there no car here?
• Kalemin yok / You have no pen
• Fikrim yok / I have no idea
• Bir fikrim var / I have an idea
-------------------------------------------------------------------
• Benim zamanım var / I have time
• Araban nerede? / Where is your car?
• Çocukların evde mi? / Are your children at home?
• Ülken neresi? / Where is your country?
• Makinen bozuk mu? / Is your machine broken?
• Paran yok mu? / Do not you have money?
• Adın ne? / What is your name?
• Onun ismi Ali mi? / Is his name Ali?
• Kimin ismi Kim? / Whose name is Kim?
• Benim ismim Ben / My name is Ben
• Onun ruhu yok / He has no spirit
• Onların müziği tuhaf / Their music is starnge
• Kitabın iyi mi? / Is your book good?
• Evin nerede? / Where is your house?
• Telefonun Nokia mı? / Is your telephone Nokia?
• Bu benim işim değil / This is not my work
• Şu senin bardağın değil / That is not your glass
• Bu bizim sorumluluğumuz değil / This is not our responsibility






COMBINATIONS


• Ben buradayım. Sen git! / I am here. You go!
• Onlar buradalar. Biz gidelim. / They are here. We shall go.
• Biz geliyoruz. Onlar biraz yorgun. / We are coming. They are a little tired.
• Ben burada yalnızım. Ailem Ankara’ya gitti. / I am here alone. My family went to Ankara
• Bana kızma! Ben suçsuzum. / Do not get angry with me! I am not guilty!
• Beni bekle! Şimdi neredesin? / Wait for me! Now where are you?
• Nasılsın? Yuvarlanıyoruz. / How are you? We are rolling over and over.
• Naber? İdare ediyoruz. / ……. We are managing.
• Nasıl gidiyor? Fena değil. / How is it going? Not bad.
• Ben iyiyim. Sen öksürüyor musun? / I am fıne. Are you coughing?
• Biz evdeyiz. Onlar çıktılar. / We are at home. They went out.
• Evim burada değil. Burada geziyorum. / My home is not here. I am walking/touring here.
• Çocuklarım evde. Ben dolaşıyorum. / My children are at home. I am walking about.

----------------------------------------------------------------
• Arabam garajınızda mı? / Is my car in your garage?
• Eviniz mahallemizde / Your house is in our neighborhood
• Paran cebinde mi? / Are you compelled for money ??/Is your money in your pocket ?
• Ailen evinizde, değil mi? / Your family are at home, aren’t they?
• Kitabın masanda / Your book is on your table
• Bardağım önünde / My glass is in front of you
• Kitapların arkanda / Your books are on your back
• Çantam yanımda / My bag is on my side
• Oğlum evimizde / My son is in our house
• Kızım okulunda / My daughter is in your school
• Ödevim defterimde / My homework is in my notebook
• Köpeğimiz evimizde / Our dog is in our house
• Arkadaşım evinde mi? / Is my frıend at your house?
• Makinen yanında mı? / Is your machine on your side?
• Kalemin odanda mı? / Is your pen in your room?
• Aklın nerede? / Where is your mind?

----------------------------------------------------------------
• Kitabın masamda duruyor / Your book is staying on my table
• Oğlun odanda bekliyor / Your son is waiting in your room
• Çocuklarım sitemizde geziyorlar / My children are walking around in our community
• Arkadaşım odanızda oturuyor / My friend is sitting in your room
• Müşteriniz ofisinizde bekliyor / Your customer is waiting in your office
• Kızın arabanda gülüyor / Your daughter is laughing in your car
• Arkadaşlarınız ofisimde bekliyor / Our friends are waitıing in my office
• Köpeğiniz balkonunuzda havlıyor / Your dog is barking on your balcony

------------------------------------------------------------------
• Onun evi güzel / Her house is wonderful
• Onun odası geniş / His room is spacious
• Onun ütüsü buharlı / His iron is run by steam
• Onun oğlu yaramaz / Her son is naughty
• Onların odaları küçük / Their rooms are small
• Onların kalpleri temiz / Their hearts are clean
• Onların işleri zor / Their jobs are difficult
• Onların patronu agresif / Their employer is aggressive

------------------------------------------------------------------
• Onun adı Ali / His name is Ali
• Onun köpeği geliyor / Her dog is coming
• Onun atı var / He has a horse.
• Onun kalbi temiz / Her heart is clean
• Onun beyni yok / He has no brain(he is stupid)

-----------------------------------------------------------------
• Onların odası/odaları temiz / Their room is clean
• Onların çocukları tatlı / Their kids are sweet
• Onların zamanı yok / They have no time (Their time there is not)
• Onların fikri/fikirleri yok / They have no idea (Their idea there is not)

----------------------------------------------------------------

Belirtili Tamlama / Direct possessive
Words with a vowel ending
a, ı – nın/ı, sı; e, i – nin/i, si; o, u – nun/u, su; ö, ü – nün/ü, sü

• Bankanın müdürü deli / The bank’s manager is a lunatic – The manager of the bank is a lunatic
• Arabanın markası Opel / The car’s model is Opel – The model of the car is Opel
• Ayşe’nin annesi iyi / Ayşe’s mom is good / The mother of Ayşe is good
• Pencerenin camı kirli / The window’s glass is dirty – The glass of the window is dirty
• Komşunun balkonu geniş / The neighbor’s balcony is wide
• Honululunun denizi harika / Honalulu’s sea is marvelous
• Ütünün kablosu yanık / The iron’s cable is burnt
• Öykünün sonu acıklı / The story’s end is moving, sad

Words without a vowel ending
a, ı – ın/ı, sı; e, i – in/i, si; o, u – un/u, su; ö, ü – ün/ü, sü

• Murat’ın babası centilmen / Murat’s father is a gentlemen
• Dolabın anahtarı nerede? / Where is the cupboard’s key?
• Köpeğin kuyruğu uzun / The dog’s tail is long


• Defterin kabı ilginç / The notebook’s cover is interesting
• Okulun kapısı büyük / The school’s gate is big
• Kuşun kanadı kırık / The bird’s wing is broken
• Tüpün emniyeti kapalı / The tube’s(LPG container) safety is closed ?
• Gülün kokusu büyülü / The rose’s scent, smell is magic

Belirtili Tamlama / Indirect possessive

• Okul kapası eski / The school gate is old (The gate of the school etc.)
• Otel odası pis / The hotel room is dirty
• Fotoğraf makinesi süper / The camera is super (The machine of photo etc.)
• Çamaşır makinası dijital / The washing machine is digital
• Bulaşık makinası gürültülü / The dishwasher is noisy
• Mutfak robotu Rowenta / The kitchenrobot is Rowenta
• Cep telefonu tehlikeli / The cell phone is hazardous
• Ofis masası cam / The officedesk is glass
• Türk kahvesi sert / Turkish coffee is strong (Coffee of the Turk is strong etc.)
• Çin çayı korkunç / Chinese tea is terrible
• Amerıkan tütünü ünlü / American tabacco is famous
• İstanbul Üniversitesi büyük / The İstanbul University is big

----------------------------------------------------------------------
Positions
alt → bottom üst → top ön → front batı → west
arka → back sağ → right sol → left
yan → side iç → inside dış → outside
aşağı → down yukarı → upper ileri → front side
geri → backside içeri → inner dışarı → outer
kuzey → north güney → south doğu → east

• Masanın altı dolu / The table’s bottom is full (The bottom of the table is full etc.)
• Bilgisayarın üstü tozlu / The computer’s top is dusty
• Kapının önü kalabalık / The door’s front is crowded
• Okulun arkası pis / The school’s back is dirty (The back of the school is dirty)
• Caminin sağı yol / The mosque’s righthand side
• Veyn’nin solu boş / Wayne’s lefthand side is vacant
• Lokantanın yanı ağaçlık / The restaurant’s side is wooded
• Bardağın içi boş / The glass’s inside is empty (The inside of the glass is empty)
• Şişenin dışı saydam / The bottle’s ouside is transparent

--------------------------------------------------------------------------
• Türkiye’nin kuzeyi Karadeniz / Turkey’s northern Black sea
• Türkiye’nin güneyi Akdeniz / Turkey’s southern Mediteranean
• Türkiye’nin batısı Egedenizi / Turkey’s western Aegean sea
• Türkiye’nin doğusu İran ve Irak / Turkey’s eastern side Iran and Iraq






Possessive + Genitive




• Benim evimin kapısı çelik / My house’s door is steel – The door of my house is steel etc.
• Senin babanın arabası Ford mu? / Is your father’s car a Ford? – Is the car of your father a Ford? Etc.
• Onun okulunun bahçesi geniş değil / His school’s garden is not wide
• Bizim odamızın pencereleri kirli / Our room’s windows are dirty
• Sizin arkadaşlarınızın işleri iyi / Your friends’ jobs are good – The jobs of your friends are good
• Onların bardaklarının rengi farklı / Their glass’ colors are different – The color of their glasses are different

Possessive + Genitive + Genitive

• Ayşe’nin oğlunun arkadaşının kedisi yaramaz / Ayşe’s son’s friend’s cat is naughty
• Murat’ın kardeşinin oyuncaklarının kalitesi yüksek / Murat’s brother’s toys’ quality is high – The quality of Murat’s brother’s toys is high
• Ros’un eşinin ismi Şeri / Ross’s wife’s name is Sheri
• Mustafa’nın evinin kapısının üstü temiz / Mustafa’s house’s door’s top is clean – The top of Mustafa’s house’s door is clean
• Televizyonun düğmesinin rengi siyah / The television’s button’s color is black
• Vapurun kaptanının şapkasının yanları siyah / The boat’s captain’s hat’s sides are black – The sides of the boat’s captain’s hat are black
• Veyn’in fotoğraf makinasının markası Fujifilm / Wayne’s camera’s manufacturer is Fujifilm
• Dolabın kapağının kilidinin anahtarı nerede? / Where is the cupboard’s door’s lock’s key?

Definite and Indefinite

• Çocuk arabasının fiyatı pahalı / The pram’s price is expensive
• Fotoğraf makinasının lensi tozlu / The camera’s lens is expensive
• Ofis masasının ayakları tahta / The office table’s legs are wood
• Belediye otobüsünün rengi kırmızı / The municiple bus’s color is red
• Uçak pilotlarının riski yüksek / The plane pilot’s risk is high
• Sokak kedilerinin hayatı harika değil / The street cats’ life is not wonderful – The life of street cats is not wonderful
• Turist rehberinin açıklamaları yanlış / The turist guide’s explanations are wrong






Genitive + Possessive etc. + Verb



• Veyn’in fotoğraf makinesinin objektifi (objektivi ?) parlıyor /
Wayne’s camera’s objective is shining
• Bizim komşumuzun kedisi miyavladı / Our neighbor’s cat meowed
• Ali’nin kardeşinin küçük kızı ağlıyor / Ali’s friend’s small daughter is crying
• Otobüs yolcularının gürültüsü rahatsız ediyor / The bus routes’ noise is annoying
• Çengelköy vapurunun kaptanı gülümsüyor / The Çengelköy ferry’s captain is smiling



CASE SUFFIXES


Lokatif (da, de, ta, te)

• Saat dokuzda burada olun! / Be here at 9 o’clock!
• Tatilde otelde kaldık / On holiday we stayed in a hotel
• Orada dur! / Stop over there! (Stop in that place!)
• Nerede oturuyorsunuz? / Where are you (formal, pl.) sitting? (At what place...)
• Masada kitap var / A book is on the table
• Sokakta ağaç yok / There is no tree on the street
• Çocuk bahçede oynuyor / A child is playing in the garden
• Nerede çalışıyorsun? / Where (at what place) are you working?
• Orada buluşalım / Let’s meet over there (in that place)
• Lobide görüşürüz / We’ll see each other in the lobby
• İzmir’de tanıştık / We got aquainted in Izmir
• Paris’te bulundum / I have been in Paris
• Burada mı bekleyeyim? / Shall I wait here (in this place) ?


Datif (a, e, ya, ye)

• Nereye gidiyorsun? / (To) Where are you going?
• Buraya gel! / Come here (to this place)!
• Kediye bak! / Look at (to) the cat!
• Kim’e sorayım / I shall ask Kim (direct my question to Kim)
• Deftere yazıyorum / I am writing in the notebook
• Odaya girme! / Don’t enter there!
• Otobüse bindim / I embarked (got into) the bus
• Oraya dokuzda vardık / We arrived over there at 9 o’clock
• Ahmet’e kızdım / I got angry at Ahmet
• Köpeğe gülüyorum / I am laughing at the dog
• Çöpe at! / Throw it into the trash(can)!
• Nereye uğradın? / To where did you stop by?
• Eve yürüyorum / I am walking (to) home
• Şuraya otur! / Sit there!
• Masaya koy! / Put it on(to) the table!


Ablatif (dan, den, tan, ten)

• Şuradan alalım / Let’s take it from there
• Oradan gel! / Come away from there!
• Buradan gidin! / Go away from this place!
• Çengelköy’den hoşlandım / I liked Çengelköy (I received enjoyment from Çengelköy)
• Trafikten bıktım / I got tired of traffic (I received tiredness from the traffic)
• Stresten nefret ediyor / He hates getting stressed
• Öğretmenden çekinme! / Don’t be afraid of the teacher!
• Mustafa’dan öğrendim / I learned from Mustafa
• Köpekten korkma! / Don’t be afraid of (receive fear from) the dog!
• Buradan başlayın! / Start from here!
• Kim’den duydum / I heard from Kim
• Oradan getir! / Bring it from there!
• Otobüsten inin! / Disembark from the bus!
• Buradan çıkalım / We shall leave (get out from here)
• Oradan ne zaman döndün? / When did you return from over there?

Akuzatif (ı, i, u, ü – yı, yi, yu, yü)

• Çengelköy’ü biliyorum / I know (the) Çengelköy
• İskeleyi gördüm / I saw the pier
• Ros’u tanıyorum / I am aquainted with (the) Ross
• İstanbul’u seviyorum / I love (the) İstanbul
• Beni anlıyor musun? / Are you understanding (the) me?
• Kim’i arıyorum / I am looking for (the) Kim
• Ben’i bekleme! / Don’t wait for (the) Ben
• Berlin’i çok özledim / I missed (the) Berlin very much
• Şu kalemi dene! / Try this (the) pen!
• Kitabı getir! / Bring the book
• Çöpü götürsün! / He should take the trash away!
• Kalemi istiyorum / I want the pen
• Kapıyı açın! / Open the door!
• Pencereyi kapat! / Close the window!
• Böreği beğendin mi? / Did you like the Börek?
• Camı kim kırdı? / Who broke the window pane, glass?
• Her zaman seni düşünüyorum / I am thinking of (the) you all the time
• Yemeği ye! / Eat the food!
• Ödevi bitirdim / I finished my (the) homework
• Köfteyi pişireyim / I shall cook the Köfte
• Projeyi hazırlayın! / Prepare the project!
• Olayı hatırladın mı? / Did you remember the incident?
• Beni unutma! / Don’t forget (the) me!





İle (le, la, yle, yla)

• Otobüs ile gel! / Come by (with) bus!
• Çocuk ile kalayım / I shall stay with the children
• Mehmet ile oturun! / Sit down with Mehmet!
• Veyn ile bekliyor / He is waiting with Wayne
• Veyn ile çalışıyoruz / We are working/studying with Wayne
• Çocuk oyuncak ile oynuyor / He is playing a game with the child
• Müdür ile konuşun! / Speak with the manager!
• Mustafa ile tanıştım / I got aquainted with Mustafa
• Ayşe ile buluştunuz / Did you get together with Ayşe?
• Doktor ile görüşeyim / I shall visit with the doctor
• Patron ile tartışma! / Don’t argue with the boss!
• Karin ile yazışıyor musun? / Are you corresponding with Caryn?
• Otobüs ile dönelim / Let’s return by (with) bus
• Bu kalem ile yaz! / Write with this pen!
• Murat ile karşılaştım / I met with Murat
• Uçak ile gidin! / Go by (with) plane!


İle / “ve” function
• Ali ile Ahmet gidiyorlar / Ahmet and (with) Ali are going
o Ali’yle Ahmet gidiyorlar
o Ali ve Ahmet gidiyorlar
• Ali, Ahmet ile gidiyor / Ali is going with Ahmet
o Ali, Ahmet’le gidiyor
• Otobüs ile git! / Go by (with) bus!
o Otobüsle git!
• Benimle gel! / Come with me!
• Seninle konuşuyorum / I am speaking with you
• Onunla dön! / Return with him!
• Bizimle bekle! / Stay with us!
• Sizinle konuşmak istiyorum / I am wanting to speak with you
• Onlarla tartıştık / We debated with them
• Kiminle gidiyorsun? / With whom are you going?


COMBINATIONS


Accusative
• Ahmet’i tanıyor musun? / Do you know (the) Ahmet?
• Sigarayı bıraktım / I quit (the) smoking
• Türkçeyi seviyoruz / We love the Turkish language
• ***Çengelköy’de Liseye gidiyorum / I am going to the highschool in Çengelköy***
• ***(Onlar), Mustafa Otel’de kaldılar / They stayed in the Mustafa Hotel***

Datif
• Okula gidiyorum / I am going to school
• Eve döndüm / I returned to the house
• Bankaya uğra! / Stop by the bank!

Lokatif
• Otelde kaldılar / The stayed in a hotel
• Evde çalışıyor / He is working at home
• Balkonda oturuyor / She is sitting on the balcony

Ablatif
• Sinemadan geliyorlar / They are coming from the cinema
• Mehmet’ten hoşlanmıyor / I enjoy being with Mehmet
(I receive joy from being with Mehmet)
• Televizyondan bıktım / I got tired of TV (I received tiredness from TV)

İle
• Mehmet’le konuştum / I was with Mehmet
• Ayşe’yle görüştün mü? / Did you meet with Ayşe?
• Arabayla gidelim / I went by (with) car
• Ahmet’in arabasıyla gidelim / I went by (with) Ahmet’s car

———————————————————
• Ayşe’yi görmedim / I saw (the) Ayşe
• Denize gidiyoruz / We are going to the sea
• Sokağa çıkma! / Leave (go to the house) the street!
• Köpekten korma! / Don’t be afraid of (receive fear from) the dog!
• Vapurla dönün! / Return by (with) boat!
• Orada beklesinler! / They should wait over there!
• Bizimle kalsın! / He should stay with us!
• Telefonu unutma! / Don’t forget the telephone!
• Bugünü her zaman hatırla! / Always remember today (this day)!
• Yemeği hazırlayalım / We’ll prepare the food
• Derse başladık / We started the lesson
• Derste gramer öğrendik / We learned grammar in the lesson
• Dersi bitirdik / we finished the lesson




COMBINATIONS



• Benim sabrımı zorlama! / My patience is forced! (Being tested)
• Senin kağıdını aldım / I took your letter, document
• Bizim arabamıza binme! / Don’t get into our car
• Sizin telefonunuzla konuşuyorum / I am speaking with your telephone
• Benim defterime bakmayın! / Don’t look at my notebook!
• Senin kolanı içeyim / I shall drink your Cola


• Dolabından kalem aldım / I took a pen from your cupboard
• Çorbana tuz koy! / Put salt into your soup!
• Ayağıma dokunma! / Don’t touch my foot!
• Evinde kal! / Stay in your house!
• Odanızı temizleyin! / (You) clean our room!
• Yemeğinizi yediniz mi? / Did you eat your food?
• Köpeğimizden korkmayın! / Don’t (you) be afraid of (receive fear from) our dog!
• Oyuncaklarınızla oynayın! / (You) Play with your toys!


Possessive + adjective

• Onun işi güzel / His work is nice
• Onun evi uzak / Her house is distant, far away
• Onun babası doktor / His father is a doctor
• Onun okulu orada / Her school is over there
• Onların cocukları tembel / Their children are lazy
• Onların ütüsü buharlı / Their iron is steam
• Onların arkadaşı terbiyesiz / Their friend is rude
• Onların çiçekleri solgun / Their flowers are pale, faded

Possessive + Verb

• Onun babası gidiyor / His father is going
• Onun ütüsü yandı / Her iron burned
• Onun ayağı ağrıdı / His foot ached
• Onların kedisi miyavlıyor / Their cat is mowing
• Onların çocuğu ağlamasın! Their child should not cry!


“Specific” Possessive + Genetive + Verb = Accusative

• Ali’nin babasını gördüm / I saw Ali’s father - I saw the father of Ali
• Okulun kapısına dokunma! / Don’t (you) touch the school’s gate!
• Pencerenin camını temizledik / We cleaned the window’s glass
• Dolabın üstüne baktın mı? / Did you look at the cupboard’s iron?
• Kedinin kuyruğundan korktum / I was afraid of the cat’s tail (...received fear from…)
• Köpeğin tüylerini tarasınlar! / They should comb the dog’s fur

• Okulun bahçesinden çıkın! / Get out of (leave from) the school’s garden!
• Sokağın köşesinde bekle! / Wait on the street’s corner!
• Vapurun düdüğünden korktum / I was afraid of (received fear from) the boat’s whistle
• Çocuğun oyuncağına dokunma! / Don’t touch the kid’s toy!
• Veyn’in zehirli kolasını bitirdim / I finished Wayne’s poisonous Cola


• Veyn’in eşine de Türkçe öğretiyorum / I am also teaching Wayne’s wife Turkish
• Okulun kapısının önünde bekleyin! / Wait at the front of your school’s gate
• Otobüsün arka kapasından inelim / We shall close the bus’s door when we get off
• Sokağın sağından yürüyün! / Walk from the street’s right side
(Walk on the left side of the street)
• Bu marketin ürünlerinden memnunum /
I am pleased (receive happiness from) with this market’s products
• Bu kitabın kapağından hoşlanmadım / I did not enjoy this book’s cover
• Why not: (It could be this way: Bu kitabının kapağından....




Examples of Dative, Locative, Ablative and Accusative suffixes


• Accusative: Havaalanını gördüm / I saw the airport
• Dative: Havaalanına gittim / I went to the airport
• Ablative: Havaalanından ayrıldım / I departed from the airport
• Locative: Havaalanında bekliyorum / I am waiting at the airport
• Genitive: Havaalanının lobisi geniş / The airport’s lobby is spacious



FUTURE TENSE





Future tense sentences
• Bu akşam sinemaya gideceğim / This evening I will go to the cinema
• Birkaç aburcubur alacağım / I will buy some junk food
• Sigarayı bırakacağım / I will quit smoking
• Eve yürüyeceğim / I will walk to the house (home)
• Biraz konuşacağız / We will speak a little
• Dersten sonra alışveriş yapacağım / Later on, after the lesson, I will go shopping
• Hafta sonu çok Türkçe çalışacağım / On the weekend I will study Turkish a lot
• Hafta sonunda çok Türkçe çalışacağım / On the weekend I will study Turkish a lot
• Yarın sana telefon edeceğim / I will call you tomorrow

Future tense questions
• Oraya gidecek misin? / Are you going over there?
• Beraber gelecekler mi? / Will they come together?
• Yalnız mı gelecek? / Will she come alone?
• Çay mı içeceksiniz? / Will you drink tea?
• Benimle mi konuşacak? / Will he speak with me?
• Fotoğraf mı çekeceksin? / Will you take a photograph?

Future tense sentences—negative form
• Ben aburcubur yemeyeceğim / I will not eat junk food
• Seninle evlenmeyeceğim / I will not get married with (to) you
• Sigara içmeyeceğim / I will not smoke
• Onunla konuşmayacağız / We will not speak with him
• Otelde kalmayacağız / We will not stay in a hotel
• Bizimle tartışmayacaksın / You will not argue with us
• Vapurla gitmeyeceğiz / We will not go by (with) boat

Future tense questions—who, what, where, with, how
• Ne yiyeceğiz? / What shall we eat?
• Nereye gidecekler? / To where will they go?
• Ne söyleyeceksin? / What will you say?
• Kim gelecek? / Who will come?
• Kiminle konuşacaksın? / With whom will you speak?
• Nasıl geleceksin? / How will you come?
• Kim söyleyecek? / Who will sing?
• Nereden alacaksın? / From where will you buy?
• Ne olacak? / What will be?





COMBINATIONS


Ablative, locative, dative and accusative suffix “connectors”
• Okulun önünde bekliyoruz / We are waiting at the school’s front
• Mehmet’in arabasını çok beğendim / I liked Mehmet’s car very much
• Murat’ın oğluna sor! / Ask Murat’s son!
• Ayşe’nin arkadaşından aldım / I took from Ayşe’s brother

————————————————-
• Masanın üstünde kitap var / There is a book on top of the table
• Dolabın altında terlik yok / There is no slipper in the bottom of the cupboard
• Sütün içinde vanilya var mı? / Is there vanilla in the milk’s inside?

————————————————-
• Ayşe’nin arkadaşıyla konuştum / I spoke with Ayşe’s friend
• Banka müdürüyle tartışma! / Don’t argue with the bank manager!
• Caminin imamıyla sohbet edeceğiz / We will have a chat with the Mosque’s imam



PRONOUNS


Personal Pronouns — nominative (no special case endings)
• Ben buradayım / I am here
• Sen neredesin? / Where are you?
• O kim? / Who is that (over there) ?
• Biz iyiyiz / We are good
• Onlar döndüler mi? / Did they return?

————————————————-
• Bu iyi / This is good
• Şu ne? / What is that?
• Kim? / Who is that?
• Ne istiyorsun? / What are you wanting?
• Kim biliyor? / Who knows?
• Nere(si) güzel? / What (place) is nice?
• Bura(sı) ucuz / This (thing) is cheap
• Şura(sı) pis / That (thing, place) is dirty
• Ora(sı) fena değil / That (thing, place over there) is not bad
• Bunlar sıcak / These are hot
• Şunlar ne? / What are those
• Onlar iyi değil / They are not good
• Hangi(si) ucuz? / Which (things) are cheap—What’s cheap?

Ablative — (dan, den, tan, ten)
• Benden korkma! / Do not be afraid of me! (Do not get fear from me)
• Senden hoşlanmıyorum / I am not happy with you (I have received no happiness from you)
• Ondan bıktık / We got tired of it (We received tiredness from him)
• Bizden ne istiyorsun? / What do you want from us?
• Sizden çekinmiyorum / I am not refraining from you (staying away from)
• Onlardan öğrendim / I learned from them

—————————————————-
• Bundan alalım mı? / Shall we take from this?
• Şundan yedin mi? / Did you eat from there?
• Ondan nefret ediyorum / I hate that (over there)
• Neden istiyorsun? / From what are you wanting?
• Kimden duydun? / From whom did you hear?
• Nereden geliyorsunuz? / From where are you coming ?
• Buradan gidin / You went from here
• Şuradan geçsinler! / They should cross over from there
• Oradan dönün! / Return from there!
• Bunlardan istiyorum / I am wanting from these
• Şunlardan seç! / Choose from those!
• Onlardan verin! / Give from them.
• Hangisinden istiyor? / From which of them is she wanting? (What is she wanting)

Dative — (a, e, ya, ye)
• Bana bak! / Look at (to) me!
• Sana kızdık / We got angry at you
• Ona sor! / Ask (to) him!
• Bize uğrayacaklar / They will call on us (pass by, stop in)
• Size haber verdiler mi? / Did they give (to) you news?
• Onlara söyleme! / Don’t say to them (tell them)!
• Buna yaz! / Write (to) this!
• Şuna koyun! / Place it to this (Put it here! Why not, Şurada koyun!)
• Ona basmasınlar! / They should not press that!
• Neye koydun? / To what did you place (it) (Where is it?)
• Kime vurdun? / To whom did you hit, strike?
• Nereye gidiyorsunuz? / To where are you going?
• Buraya gel! / Come (to) here!
• Şuraya gir! / Go in (to) there!
• Oraya koş! / Run (to) over there!
• Bunlara dokunma! / Don’t touch (to) these!
• Şunlara yerleştirmeyin! / I shall put it (to) them!
• Onlara ne söyledin? / What did you say to them?
• Hangisine bineyim? / Into which of them shall a get in?

Accusative — (ı, i, u, ü, yı, yi, yu, yü / nı, ni, nu, nü)
• Beni seviyor musun? / Do you love (the) me?
• Seni görmedim / I never saw (the) you
• Onu duymadım / I never heard (the) him
• Bizi dinlemiyor musun? / Are you listening to (the) us?
• Sizi davet etmedik / We invited (the) you (pl. / formal)
• Onları tanımıyorum / I know (the) them

————————————————-
• Bunu al! / Buy (the) this!
• Şunu götür! / Take (the) that!
• Onu getirme! / Don’t go to (the) her!
• Neyi beğendin? / What (specifically) did you like?
• Kimi gördüm? / Who (specifically) did I see?
• Nereyi ziyaret ettiniz? / Where (specifically) did you visit?

————————————————-
• Buraya bilmiyorum / I don’t know (the) this place
• Şuraya gezdiniz mi? / Did we walk (the) that place
• Orayı hatırlamıyorum / I don’t remember (the) that place (over there)
• Bunları taşıyın! / Carry (the) these!
• Şunları yıkasınlar! / They should wash (the) those
• Onları bırakın / Leave (the) those (over there)
• Hangisini seçeyim? / (The) which of them shall I choose?

Locative — (de, da, te, ta)
• Bende para var / There is money with me (I have money)
o Param var / My money there is (I have money)

• Sende ne var? / What is there with you? (What do you have?)
• Onda kalem yok / There is no pen with him (He does not have a pen)
• Bizde araba var / There is a car with us (We have a car)
o Arabamız var / We have a car

• Sizde birşey var mı? / Is there something with you? (Do you have something)
• Onlarda birşey yok mu? / Is there nothing with them? (Do they have nothing)

———————————————-
• Bunda süt var! / There is milk in this
• Şunda vanilya var / There is vanilla in that
• Onda tat yok / There is no taste in that (over there)
• Nede kafein var? / In what is there caffeine?
• Kimde telefon var? / With whom is there a telephone?

———————————————-
• Nerede oturuyorsunuz? / Where are you living? (In what place are you living?)
• Burada bekle! / Wait here (in this place)
• Şurada oturun! / Sit there (in that place)
• Orada kalsınlar! / Stay (over) there (in that place)!
• Bunlarda domates mi var? / Are there tomatos here (in these places)
• Şunlarda mı vitamin yok? / Are there no vitamins in there (in those things)?
• Onlarda ne yok? / Is there nothing in there
• Hangisinde tuz var? / In which of them is there salt?

Genitive / Possessive
• Benim param var / I have money (My money there is)
• Senin adın ne? / What is your name?
• Onun işi yok / He has no work (His work there is not)
• Bizim ofisimiz burası mı ? / Is this (place) our office?
• Sizin isminiz ne? / What is your name?
• Onların çocukları okulda / Their children at the school.
• Bunun içi dolu / Inside of this is full.
• Şunun içi boş / Inside of that is empty.
• Onun dışı kirli / That outside is dirty (The outside of that is dirty)
• Neyin tadı iyi? / What’s taste is good? (What tastes good?)
• Kimin parası var? / With whom is there money (Who has money)?
• Nerenin adı Beşiktaş? / What place’s name is Beşiktaş?
• Buranın sahibi kim? / Who is this place’s owner (Who owns this place)?
• Şuranın yemekleri iyi / That place’s foods are good
• Oranın fiyatları uygun / That place’s prices are suitable
• Bunların tadı kötü / These(’s) tastes are bad
• Şunların kokusu harika / Those(’s) smells are marevelous
• Hangisinin şekli hoş? / Which of them’s shape, figure is nice?

İle (la, le, yla, yle)
• Benimle gel! / Come with me!
• Seninle kalayım / I shall stay with you
• Onunla konuşma! / Do not speak with her!
• Bizimle tartıştı / He debated with us
• Sizinle konuşmak istiyoruz / We are wanting to speak with you
• Onlarla tanıştın mı? / Did you meet with them?
• Bununla ne yapayım? / What shall I do with these (‘s)
• Şununla yaz! / Write with those(‘s)
• Onunla oynama! / Play with those’s (over there)
• Neyle geldin? / With what did you come?
• Kiminle evlendi? / With whom is she married?
o Why not, Kimle evlendi?(Street Turkish)
• Bunlarla yaz! / Write with these!
• Şunlarla dene! / Try with those!
• Onlarla taşı! / ??
• Hangisiyle gideyim? / With which of them shall I go?

Eşitlik (Equality)
• Bence bu iyi = Bana göre bu iyi / To me this is (looks) good
• Sence bu nasıl? = Sana göre bu nasıl? / How is this (look) to you?
• Ona göre şu fena değil / That does not look bad
• Bizce burası sıcak = Bize göre burası sıcak / To us this looks hot
• Sizce o iyi mi? = Size göre o iyi mi? / Does that look good to you?
• Onlara göre otel pahalı / To them the Hotel looks expensive
• Buna göre şu doğru / To this that looks right
• Şuna göre bu yanlış / To that this looks wrong
• Ona göre bu şüpheli / To that this looks suspicious
• Neye göre karar verdin? / According to what did you make your decision?
• Kime göre bu kötü? / To whom does this look bad?



GERUNDS


Ip, ip, up, üp
• Al! Gel! — Alıp gel! / Buy! Come! — Buy and come
• Yürüdük ve gittik — Yürüyüp gittik / We walked and went
• Düşün! Yap! — Düşünüp yap! / Think! Do! — Think and do!
• Okuyacağım. Anlayacağım. — Okuyup anlayacağım / I will read. I will understand. — I will read and understand.
• Eve gittim. Uyudum. — Eve gidip uyudum / I went home. I went to bed. I went home and to bed.

Arak - Erek (Deals with the How….by…. question)
• Korkarak girdim / I went in by (with) fear
• Bilerek yaptım / I did it by knowing
• İsteyerek yapıyorum / I am doing by wanting
• Düşünerek yapacağım / I will do it by thinking
• Gülerek bakıyor / He is looking by laughing
• Koşarak git! / Go by running!
• Deneyerek öğrenelim / Let’s learn by trying

Madan - Meden (How....by.... Statement)
• Görmeden alma! / Don’t take without looking!
• Bilmeden konuşuyor / He is speaking without knowing
• Bakmadan geçme! / Don’t cross without looking!
• Kontrol etmeden kullandı / He used (it) without control
• Korkmadan yürüyün! / Walk without being afraid!
• Çekinmeden soralım / Let’s ask without hesitation



ADJECTIVES

LI,Lİ,LU,LÜ



• Evli misiniz? / Are you married?
• Burası çok nemli / This place is very humid
• Afrikalıyım / I am an African
• Ali nereli? / Where is Ali from?
• İstanbul çok gürültülü / İstanbul is very noisy
• Sen yakışıklısın / You are handsom
• Bu tatlı çok tatlı / This sweet is very tasty
• Başarılısın / You are successful
• Burası klimalı değil / This place has no air conditioning
• Zehirli kola içiyor / He is drinking poisonous coke
• Parti çok canlı / The party is very alive


SIZ,SİZ,SUZ,SÜZ



• Sensiz hayat zor / Without you life is difficult
• Bensiz mi gideceksin? / Will you go without me?
• Bu tatsız bir durum / This is a tasteless durum
• Parasızız / We are penniless
• Biz sizsiziz. Siz bizsizsiniz / We are without you. You are without us
• Burası biraz havasiz / This place has little air
• Bu kahve kafeinsiz mi? / İs this decaffeinated coffee?
• Dengesiz adam / An unbalanced man
• Akılsız çocuk / An unreasonable child
• Çok sabırsızsın / You are very impatient



SUBSTANTIVE NOUNS

LIK,LİK,LUK,LÜK


• Dürüstlük çok önemli / Honesty is very important
• İyilik kalıcı güzellik geçici / Goodness remains beauty fades
• Öğretmenliği seviyorum / I am in love with education
• Semantik‘te öğretmenlik yapıyorun / You are doing teaching at Semantic
• Yorgunluğun geçti mi? / Has your tiredness gone?
• Sözlüğünü unutma! / Don’t forget the dictionary!
• İyilik yap, kötülük yapma! / Do good not bad!


PROFESSION ENDINGS

Cı, ci, cu, cü
• Çaycı / teaman
• Sucu / waterman
• Lokantacı / restuarnt owner
• Büfeci / someone who works at the buffe
• Satıcı / salesman

Çı, çi, çu, çü
• Kitapçı / someone who sells books
• Çöpcu / trashman
• Gerçekçi / Realist



SIMPLE PRSENT TENSE



When verb-root ends with a vowel (for eg. The verb root for Uyumak is uyu and ends with the vowel u), the ending for the root is: r

• Ben geç uyurum / I sleep late
• Sen git! Ben beklerim / Go! I (will) wait
• Gerçeği söylerim / I tell the truth
• Kızım “Harçlık ver!” der / My daughter says: “Give pocket money!)
• Ali çok okur / Ali reads a lot
• Oğlum ara sıra ağlar / My son cries sometimes, now and then
• Çok aburcubur yeriz / We eat a lot of junk food
• Yardım ister misin? / Do you want help?

When single-syllable verb-root ends with a consonant (for eg. The verb root for düşmek is düş and ends with the consonant ş), the ending for the root is: ar or er

• İki durak sonra inersin / You get off two stops later
• Veyn kola içer / Wayne drinks Cola
• Dikkat et! Düşersin! / Give attention! You will fall!
• Hergün on kilometre koşar / He runs 10 kilometers every day
• Kapıyı açar mısınız? / Do you open the door?
• Köpekten korkarım / I am afraid of the dog
• Ben sana yazarım / I write to you
• Oğluma gülerim / I laugh at my son
• Kaçta gidersin? / When do you go?
• Çok film seyrederim / I watch a lot of films




When multiple-syllable verb-root ends with a consonant (for eg. The verb root for çalışmak is çalış and ends with the consonant ş), the ending for the root is: ır, ir, ur, ür

• Veyn çok çalışır / Wayne works a lot
• Murat az konuşur / Murat speaks seldom
• Yarın görüşürüz / We will see us (each other) tomorrow
• Pizzacı pizza getirir / The pizza man brings pizza
• İstanbul’a alışırsın / You get used to Istanbul.
• Bunu sonra düşünürüz / We’ll think about this later
• Çabuk öğrenersin / You learn quickly
• Sana herşeyi öğretirim / I teach you everything

Exceptions: ır, ir, ur, ür

• Şuradan ekmek alırız / We buy bread from there
• Şunu bana verir misin? / Will you give that to me?
• Kaçta gelirsin? / When do you come?
• Sanırım güzel olur / I suppose it is nice
• Otobüs durakta durur / The bus stops at the bus stop
• Kaçta oraya varırız? / When do we arrive there?
• Lütfen, kapıya vurur musun? / Please, will you knock to (on) the door?
• Bu adamı hergün görürüm / I see this man every day
• Olur, olur, süper olur! / It is really super!
• Herkes birgün ölür / Everybody dies (will die) one day
• Bunu nerede bulurum? / Where do I find this (one)
• Orada otelde mi kalırsınız? / Do you stay in that hotel (over there)?
• Veyn herşeyi bilir / Wayne knows everything

Simple present tense relates to the following: Every time, periodic, ability to, future, politeness, remembrance, would / could...and more.

Simple Present tense Questions

• Oraya sık sık gider misin? / Does you go there often?
• Elma sever misin? / Do you like apples?
• Ara sıra burada mı yersin? / Do you eat here now and again?
• Beni arar mısın? / Do you miss (the) me?
• Bunu nasıl yaparsın? / How do you do (the) this?
• İşe arabanla mı gidersin? / Do you go to work with your car?
• Nasıl olur? / How is it?
• Ne yemek istersin? / What food do you want?
• Köpekten korkar mısın? / Are you afraid of dogs?
• Sizi nerede bulurum? / Where do I meet (the) you?
• Ne kadar zamanda öğrenirim? / In how much time do I learn?
• Lahmacun sever mi? / Does he like Lahmacun?
• Ona yardım eder misiniz? / Do you give him help?
• Kaçta kalkarsın? / When do you get up?
• Heryere mi yürürsünüz? / Do you walk to every place?
• İşe yürüyerek mi gidersiniz? / Do you go to work by walking?
• Kim bilir? / Who knows?
• Ne içersiniz? / What do you drink / smoke?
• Onları özler misin? / Do you miss them?

Simple Present tense Negative forms

• Ben bunu yemem / I don’t eat this
• buraya sık sık gelmez / He does not come often to this place
• Biz bunu istemeyiz / We do not want (the) this
• benden hoşlanmaz / We do not like it from me
• Oğlum köpekten korkmaz / My son does not fear from dog.
• Biz onunla konuşmayız / We do not speak with him
• Onlar bunları anlamazlar / They do not understand (the) these
• bize gerçeği söylemez / He does not tell us the truth
• Bazı şeylere inanmam / I do not believe some things
• buraya uğramaz / He does not pass by here
• Oraya arabayla gitmeyiz / We do not go there by car
• İnşallah geç kalmazsınız / God willing you won’t stay late
• bizi dinlemez / He does not listen to us
• Ben bilmem! / I do not know!
• Sen bilmezsin / You do not know
• Otelde kalmayız / We do not stay in a hotel
• kız, seninle evlenmez / That girl is not married to you
• Aptal şeylerle ilgilenmem / I do not pay attention to stupid things
• Veyn alkol kullanmaz. Ben de. / Wayne does not use alchohol. Neither do I.





CONJUCTIONS


DA DA (de da) — Both, both of

• Bu da iyi şu da / Both this and that are good
• Bunu da şunu da istiyorum / I am wanting both (the) this and (the) that
• Seni de beni de çağırdı / He invited both (the) you and (the) me
• Sana da bana da soracak / He will ask you and me
• Afrika’yı da Avrupa’yı da biliyor / I know both (the) Africa and (the) Europe
• Dolmuşa da otobüse de bineceğiz / We get into both the taxi and the bus

HEM HEM — Both, both of...

• Hem bunu hem şunu al! / Take both (the) this and (the) that!
• Hem bu hem şu iyi! / Both this and that are good
• Hem oraya hem şuraya gidelim / Let’s go both there and there
• Hem benimle hem seninle görüşecek / He will meet with both you and me
• Hem hasta hem yaramaz / He both sick and naughty
• Hem bana hem sana kızdı / He got angry with (to) both you and me

YA YA — Either / or

• Ya benimle gel ya onlu git! / Either you come with me or you go with him
• Ya bana ya sana soracak / He will either ask me or he will ask you
• Ya gülüyor ya ağlıyor / Either he is laughing or he is crying
• Ya benden ya senden isteyecek / He will want either from you or from me
• Ya gir ya çık! / Either go in or come out!
• Ya benimle evlen ya da öl! / Either marry me or die!

NE NE — neither / nor

• Ne bunu ne şunu istiyorum / I am wanting neither (the) this nor (the) that
• Ne buradan ne şuradan aldı / He took from neither here nor there
• Ne bana ne sana soracak / He will ask (to) neither you nor me
• Ne gülüyor ne konuşuyor / He is neither smiling nor speaking
• Ne buraya ne oraya uğradı / He stopped by neither here nor there
• Ne beni ne seni seviyor / He likes neither (the) you nor (the) me

—a, e, ya, ye, na, ne kadar — until (time)

• Bugüne kadar neler yaptın? / Until today what have you done?
• Sabaha kadar uyumadım / Until this morning I slept
• Öğleye kadar kararını ver! / You have until noon to give your decision
• Ağustos’un sonuna kadar kapalıyız / We are closed until the end of August
• Bu iş hafta sonuna kadar bitecek / This work will be completed at (until) the end of the week
• 2093’de kadar çalışmak istiyorum / I am wanting to work until 2093

—a, e, ya, ye, na, ne kadar — up to (place)

• Taksim’e kadar yürüdüm / I walked up to Taksim
• Oraya kadar gitti / He went up to there (that place)
• Sokağın köşesine kadar koş! / Run up to your street! (?)
• İskeleye kadar taksiyle gidelim / Let’s go by taxi to the harbor
• Buraya kadar yürüdün mü? / Did you walk up to here?
• Kadıköy’e kadar benimle konuşmadı / He did not talk with me until (up to) Kadıköy
• Havalanına kadar taksiyle gidelim / Let’s go by taxi to the airport



Anket

  Yabancılara Türkçe öğretimi sahasında bizzat sahada çalışan öğreticilerin katkıları olmadan üretilen çözümlerin, doğru çözümler olabileceğini düşünüyor musunuz ?

  • E-Bülten

  • Sözlük

  • Müzik Yayını

    777677 Ziyaretçi